Öğrenci Faaliyeti yazıları |Kadınları ve LGBTİQ+ Bireyleri İkincilleştirme Projesi Olarak: Kadın Üniversitesi

3 Temmuz 2019’da AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın G20 Liderler Zirvesi için Japonya’ya yaptığı ziyarette Mukogawa Kadın Üniversitesinde kendisine fahri doktora ünvanı verilen törende yaptığı konuşmada “Ülkemde de bunun adımını atacağız” diyerek işaret ettiği kadın üniversiteleri için 4 Ocak 2021’de harekete geçildiği öğrenildi. 17 Ocak’ta yayınlanan 2021 Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı’nda da planlanan projeler arasında yerini alarak somutlanmış oldu.[1] 2019’da gündeme getirilerek kadınları ve LGBTİQ+’ları baskılamanın yolunu her şart ve koşulda arayan iktidarın Japonya’da görüp “alternatif” bir yol olarak planladığı kadın üniversitesi projesine tepkiler, haberin yayınlandığı ilk günden beri sürüyor. Kimileri bir uydurma olduğunu düşündü, kimileri “Bu kadarı da olmaz!” diyerek bunun üzerinde durmadı. Ancak biliyoruz ki İstanbul Sözleşmesi’ne saldıranlar, kadın cinayetlerini önleyici adımlar atmak yerine katilleri, tecavüzcüleri ve tacizcileri aklayanlarla bu projeyi ortaya atanlar aynı. Yıllardır “Güvenli Kampüsler İstiyoruz!” talebimizi kulak ardı ederek; baskılarımızla kurmak zorunda kaldıkları cinsel şiddetle mücadele birimlerini gereken biçimiyle işletmeyenler; okul içerisindeki tacizci akademisyenleri yargılamak yerine korumayı adeta olağanlaştırıyor.  Buna en yakın örneği ise Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde gördük. 2019’da 9 sıra arkadaşımızın uğradığı tacize dair kayyum rektör Necdet Budak’ın yayınladığı raporda “Soruşturmaya gerek görülmedi.” denildi.[2] Bu ve onlarca örnek erkek egemenliğinin kadınları ve LGBTİ+’ları ikincilleştirme ve ötekileştirme amacında bu projenin de hizmet edeceğine hiç de şüphe bırakmıyor.

Kadın Üniversitesi Nedir?

Kadın üniversitesi, 1860’lara dek hüküm süren samuray geleneğine göre kadının yerinin evi, çocukları ve kocasının yanı olmasını normalleştiren, hatta bir samuray kuralına göre “kadınların sözlerinin hiçbir şekilde dikkate alınmaması gerektiğini” gelenek haline getiren, cinsiyet eşitsizliğinin, erkek egemen zihniyetin, kadınları erkeğin açıkça hizmetçisi olarak gören, LGBTİQ+’ ları ise yok sayan ve heteropatriyarkanın baskın olduğu Japonya’da bir asırdan fazladır var olan üniversitelerden biri.[3] Ve görülmekte ki bu eşitsizliği ortadan kaldıracağını güya vadeden bu projenin bir asırdır heteropatriyarkanın değirmenine su taşımaktan başka bir işlevi yok.

Kadın üniversitesini gündeme alan ve güzellemesini sürekli yapan AKP’nin iktidara geldiği ilk günden beri sürdürdüğü siyasal islam politikalarının üstü örtülü bir halden çıkarak görünür olduğu ilk tartışma bu değildi. İstanbul Sözleşmesi’ne saldırıp sözleşmeyi tartışmaya açarak heteropatriyarkanın alevine odun taşıyan iktidara kadınlar, cevabı hayatın her alanından farklı biçimlerle verdi. Ve hatta İstanbul Sözleşmesi’ne dair her kesimden kadınlar -bazı AKP’li kadınlar da dahil- dayanışma içerisinde hareket ederek geri adım attırdı.

Kadın üniversitesi projesiyle ise şimdilik bu saldırı üniversitelere yöneltilmiş gibi görünüyor. Ancak daha geniş bir perspektifle; bunun tüm kadınları ve LGBTİQ+’ları ötekileştirerek, yeni bir “makbul kadın” tanımının yaratılmaya çalışılacağını, ataerkinin suçlusu ve sorumlusu olduğu her şeyden hayatta kalanı sorumlu tutan eğilimlerinin pekiştirileceğini biliyoruz. Kadına yönelik şiddetin sorumlusunu yine kadınlar olarak gören heteropatriyanın bir ürünü olarak karşımıza çıkan kadın üniversitesi projesi, tıpkı pembe otobüsler gibi, “Neden kadın Üniversitesine gitmemiş, karma üniversitede ne işi varmış?” gibi söylemler ile “makbul kadın” algısını kurumsallaştıracaktır.

Bu sebepten bizler; Kadın üniversitesi projesine karşı başlattığımız kampanya ile 30 Ocak günü; baskı, saldırı ve polis ablukalarına rağmen İstanbul ve İzmir’de kadınlar ve LGBTİQ+’lar olarak bir araya geldik. “Kadın Üniversitesi İstemiyoruz” sözünü sokaklara taşıdık. Ardından Ankara’da bir araya gelerek tüm engellemelere karşın: “Sen açarsan, biz yakarız!” diyerek inadımızı aynı öfke ile yineledik.[4]

Neden Kadın Üniversitesi İstemiyoruz?

Kadın Üniversitesi istemiyoruz çünkü, heteropatriyarkanın ikincileştiren, ötekileştiren düzeninin karşısındayız.

Çünkü, erkek adaletin failleri aklayıp hayatta kalanı suçlayan aklının karşısındayız,

Çünkü, “makbul kadın” değiliz, olmak gibi bir gayemiz de yok,

Çünkü, bilimin de akademinin de erkek egemen akıldan çıkarılarak, eşit ve özgür bir akademinin yaratılmasını istiyoruz,

Çünkü özgür, özerk, bilimsel üniversiteleri savunuyor, üniversitelerimize yapılan her saldırının topluma yapılmış olduğunu biliyoruz,

Çünkü, yalnızca evde değil, kamusal alanda ve hayatın her alanında vardık, varız, var olacağız…

Bugün Boğaziçi’nde başlayıp memleketin dört bir yanına yayılan direnişle de daha net gördüğümüz üzere bu proje; kadınları ve LGBTİQ+ları yukarıda sıralanan biçimde ikincilleştirerek ötekileştirmesinin yanı sıra üniversitelerimizi niteliksizleştirmeye yönelik yapılan baskı ve çabalardan ayrı düşünülemez. Tüm bu taleplerimize dayanarak, Erdoğan’ın ve erkek egemen aklın hayalini kurduğu; kadınları toplumdan izole etmeyi amaçlayan, itaatkar kadın imajı yaratmak, cinsiyet kimliklerini ikiye indirgemek ve LGBTİQ+’ları yok saymak için ortaya atılan kadın üniversitelerinin türlü bahaneler ile hayata geçirilmesine göz yummayacağız. Ve maalesef yine görüyoruz ki 15 ila 17. yüzyıl arasında bizleri cadı olarak nitelendirip yakanlar aynı zihniyet ile hâlâ aramızda.  O halde yineleyelim, yakamadığınız cadıların torunları mücadelelerinden aldığı güçle; çizilmiş kalın çizgileri de gerilmiş kalın ipleri de yakmaya hazır. Ve bilmelisiniz ki biz yakarsak söndüremezler.

Son olarak, kadın üniversitesi yerine; tacizci akademisyenlerin de kayyum rektörlerin de olmadığı; cinsel şiddetle mücadele birimlerinin kurulduğu ve bilimin, akademinin erkek egemen akıldan çıkarıldığı bilimsel, özgür ve eşit üniversiteler, güvenli kampüsler yaratma isteğindeyiz.

O zaman şimdi buradan bir kez daha: Ne kadın üniversitesi ne de kayyum rektör; ikisine de NAKKA!


[1] https://ekmekvegul.net/gundem/kadinlarin-tepkisine-ragmen-kadin-universiteleri-projesi-resmilesti

[2]https://tr.sputniknews.com/turkiye/202012201043435502-ege-universitesindeki-taciz-iddialariyla-ilgili-rapor-taciz-degil-iltifat-makul-hareket-herkesin/

[3] https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-48877807

[4] https://twitter.com/_istemiyoruz/status/1354394113601396737?s=20

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir